MEDENİYETLERİN GEÇİŞ NOKTASI: ÇANKIRI
Çankırı, Ankara'ya oldukça yakın ve ulaşımı kolay bir şehrimizdir. Yaklaşık 150 kilometrelik bir mesafede yer alan kente, karayoluyla ortalama 2 saatte ulaşmak mümkün. Ayrıca Mayıs 2024 tarihinde hayata geçirilen Turistik Tuz Ekspresi de alternatif bir ulaşım sunuyor; bu trenle yolculuk yaklaşık 3 saat sürüyor ve doğrudan Çankırı merkezindeki tarihi tren garında son buluyor. Çankırı denilince Ilgaz ilçesini ve onun muhteşem doğasını duymayanımız neredeyse yoktur. Bunun yanı sıra, Kızılırmak Nehrinin bir kolu olan Tatlıçay da Çankırı şehir merkezinin tam içinden geçerek kente ayrı bir güzellik katıyor.
Kentin tarihi antik çağlara kadar uzanmaktadır. Bölge, geçmişte Hititler, Galatlar, Romalılar ve Bizanslılar gibi köklü medeniyetlere uzun yıllar ev sahipliği yapmıştır. Selçuklu komutanı Emir Karatekin Bey şehri fethederek Çankırı’yı ilk kez Türk-İslam toprağı haline getirmiştir. Beylikler Dönemi'nde Danişmendliler, Anadolu Selçukluları ve Candaroğulları'nın sınırları içinde kalan kent; Sultan I. Murad ve Yıldırım Bayezid dönemlerinde kademeli olarak Osmanlı topraklarına katılmış ve uzun süre "Kengırı Sancağı" adıyla yönetilmiştir. Çankırı, Kurtuluş Savaşı yıllarında da çok kritik bir rol üstlenmiştir; deniz yoluyla gelen cephanenin Ankara'ya güvenle taşındığı İstiklal Yolu'nun en stratejik duraklarından biri olmuştur. Cumhuriyet'in ilanından sonra, 1925 yılında ismi resmen "Çankırı" olarak değiştirilmiş ve il statüsüne kavuşturulmuştur.
Çankırı denilince yerli ve yabancı herkesin aklına ilk gelen yer, şüphesiz "Yer Altı Tuz Şehri" olarak da bilinen meşhur Çankırı Tuz Mağarası'dır. Fakat kentte görülmesi gereken daha pek çok tarihi ve turistik değer bulunuyor. Özellikle Turistik Tuz Ekspresi'nin seferleri sonrasında popülerliği artan bu şehir; korunması gereken kültür varlıkları, tanıtılması gereken el sanatları, nesilden nesile yaşatılan yaren kültürü ve tescillenmiş zengin mutfağı ile gerçekten keşfedilmeye değer bir yer.
Benim Çankırı ile ilk tanışmam, mahallemizden bir grup arkadaşımla birlikte 17 Ağustos 2024 tarihinde düzenlenen Uluslararası Geleneksel Çankırı Tuz Festivali (TUZFEST'24) vesilesiyle oldu. İkinci gidişim ise geçtiğimiz günlerde, 3 Mayıs 2026 tarihinde mezunlar derneğimizin organizasyonuyla gerçekleşti. Henüz bu güzel şehre trenle seyahat etme fırsatı bulamasam da, her iki gezide çektiğim fotoğrafları, yaptığım araştırmalar ve edindiğim bilgilerle harmanlayarak sizlerle paylaşmak istedim. Yazıma başlarken, benim gördüğüm yerlerin dışında en az bir o kadar daha gezilip görülecek yer olduğu konusunda sizleri şimdiden uyarmak isterim!
Yer Altı Tuz Şehri
Yeryüzünün 150 metre altında, zamanın ve ışığın ötesinde uzanan büyüleyici bir dünya: Çankırı Yer Altı Tuz Şehri. Geçmişi yaklaşık 5.000 yıl öncesine, kadim Hitit medeniyetine kadar uzanan bu devasa galeri, Türkiye’nin en büyük kaya tuzu rezervine ev sahipliği yapıyor.
Mağaranın en çarpıcı yanı ise yüksek tuz oranının sağladığı koruyucu güçte saklı. Yıllar önce burada ölen ve gövdesi hiç bozulmadan günümüze ulaşan meşhur eşek ile diğer canlı kalıntıları, buranın zamana meydan okuyan yapısının en somut kanıtı olarak sergileniyor.
Dehlizlerin loş ışığında ilerlerken bu doğal mucizelere; kaya tuzundan yontulmuş heykeller, modern sanat galerileri ve Türk tarihinin en köklü mirası olan Orhun Abideleri'nin replikaları eşlik ediyor. Burası gerçek bir yer altı şaheseri.
Mağara çıkışındaki dükkânlardan; asırlık madenden çıkarılan saf Çankırı kaya tuzları, havayı temizleyen el işçiliği tuz lambaları ve tuz özlü doğal kozmetik ürünleri satın alınabilir.
Çankırı Müzesi
Çankırı Müzesi, bölgenin milyonlarca yıllık doğa tarihinden Osmanlı dönemine uzanan geniş bir zaman dilimini gözler önüne seren çok zengin bir kültür kompleksidir. Müze, günümüzde Geç Osmanlı Dönemi eseri olan ve 1905 yılında inşa edilen Eski Hükümet Konağı binasında hizmet vermektedir. Modern müzecilik anlayışıyla tasarlanan bu yapı, ziyaretçilerini üç ana salonda ağırlar.
Müzenin en dikkat çekici kısımlarından biri olan Doğa Tarihi (Paleontoloji) Bölümünde, Çankırı yakınlarındaki Çorakyerler Fosil Yatağı kazılarından çıkarılan ve 8 ila 8,5 milyon yıl öncesine (Geç Miyosen Dönem) ait olan omurgalı hayvan fosilleri sergilenir. Arkeoloji Bölümünde ise bölgenin köklü geçmişine ait tarihi eserlerin yanı sıra ünlü İnandık Vazosu'nun birebir imitasyonu ve bu vazonun bulunduğu höyüğün maketi yer alır. Son olarak Etnografya Bölümünde, Çankırı’nın yakın dönem sosyokültürel yaşamını gözler önüne sermek adına; yöresel kıyafetler, el işlemeleri, geleneksel Türk bakırcılık sanatına ait siniler ve ibriklerin yanı sıra Osmanlı dönemine ait silahlar, kılıçlar, halı ve kilim örnekleri sergilenir.
Buğday Pazarı (Hazımiye) Medresesi
Çankırı kent merkezinde yer alan Hazımiye Medresesi, 18. yüzyılın sonlarında Sofizade Mustafa Hazım Efendi tarafından inşa edilmiştir. İki katlı ahşap ve taş mimariye sahip olan bu Osmanlı eseri, uzun yıllar depo olarak kullanıldıktan sonra restore edilmiştir. Günümüzde canlı bir etnografya müzesi ve kültür merkezi olarak hizmet veren medresede; geleneksel el sanatları odaları, Yaran Kültürü sergileri, kaya tuzu hediyelik dükkânları ve yöresel gözleme tadabileceğiniz tarihi bir avlu yer almaktadır.
Çivitçioğlu Medresesi
Şehir merkezinde konumlanan Çivitçioğlu Medresesi, 17. yüzyılda inşa edilmiş tipik bir Osmanlı eseridir. Kesme taş zemin üzerine iki katlı zarif bir ahşap mimariyle yükselen yapı, aslına sadık kalınarak restore edilmiştir. Geçmişin ilim yuvası olan bu medrese, günümüzde ebru, hat ve tezhip gibi geleneksel Türk-İslam sanatlarının yaşatıldığı canlı bir sanat merkezidir. Ziyaretçilerini huzurlu bir ney sesi eşliğinde ağırlayan atölyelerde, yerel ustaların çalışmalarını yakından izleyebilirsiniz.
Tarihi Çamaşırhane Müzesi
1885 yılında, II. Abdülhamid döneminde Vali Cemil Bey tarafından yaptırılan Tarihi Çamaşırhane, Anadolu’nun en büyük çamaşırhanelerinden biridir. Geçmişte kadınların hem çamaşır yıkadığı hem de sosyalleştiği bu taş bina, günümüzde aslına uygun olarak restore edilerek Etnografik Müze’ye dönüştürülmüştür. İçerisindeki balmumu heykelleri, dönemsel objeleri ve nostaljik atmosferiyle yapı, ziyaretçilerine Osmanlı döneminin mahalle kültürünü ve gündelik yaşamını canlı bir şekilde sunmaktadır.
Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi
Tarihi Karataş Mahallesi’ndeki 1870'lerden kalma Sarıkadı Konağı’nda yer alan müze, iletişim tarihini kronolojik bir sırayla sunmaktadır. Zemin katında ilk haberleşme yöntemleri anlatılırken, üst katlarda ise Çankırılı mucit Ferit Akalın’ın belediyeye bağışladığı paha biçilemez koleksiyon sergilenmektedir. Dünyanın dört bir yanından gelen ve tamamı çalışır durumda olan antika radyolar, gramofonlar, telgraflar ve telefonların yer aldığı bu yaşayan müzede, ziyaretçiler bizzat mikrofon başına geçip radyo yayını deneyimi de yaşayabilmektedir.
Çankırı Kültür Evi
Kurtuluş Savaşı döneminde revir olarak kullanılan bu tarihi konak, belediye tarafından restore edilerek şehre kazandırılmıştır. Geleneksel mimariyi ve köklü Çankırı kültürünü yaşatan canlı bir müzedir. İçerisinde sergilenen 100-120 yıllık asırlık parçalar, Çankırılı ailelerin kendi sandıklarından bağışladığı etnografik eserlerden oluşmaktadır.
Gelin Odası, Sünnet Odası, Kıyafet ve Takı Odası, Oturma Odası, Mutfak ve Tekstil Bölümü gibi alanlara sahip olan konak, yerli halka nostalji yaşatırken, dışarıdan gelen misafirlere de Çankırı’nın geçmişini ve yaşam tarzını en samimi şekilde aktarmaktadır.
Hazımiye Gazozcusu
Tarihi Uzunyol Caddesi'nde yer alan Hazımiye Gazozcusu, nostaljik atmosferi ve retro tasarımıyla şehrin en popüler duraklarından biridir. Eski plaklar ve renkli ışıklarla dekore edilen mekanda, Türkiye’nin dört bir yanından getirilen yüzlerce çeşit yöresel ve nostaljik gazoz sunulmaktadır. Menünün en özel ürünleri arasında vişneli, naneli ve lavantalı özel aromaların yanı sıra şehrin kendi yerel üretimi olan Çankırı Gazozu ile kızılcıklı Çankırı Kırmızı Kolası yer alır.
İmaret Kahvecisi
Tarihi Uzunyol Caddesi'nde yer alan İmaret Kahvecisi, retro objeleri ve eski plaklarıyla nostaljik bir atmosfer sunan popüler bir mola durağıdır. Mekanın en büyük özelliği; Türk kahvesini odun ve soba ateşinde ağır ağır pişirmesi, ayrıca meşhur tuzda kahve deneyimi sunmasıdır. Menüsünde soba ateşi kahvelerinin yanı sıra yaz ayları için ev yapımı karadut ve kızılcık şerbetleri ile taze limonata gibi geleneksel buzlu içecekler yer almaktadır.
Kilim Müzesi
17. yüzyıldan kalma tarihi bir Osmanlı hamamında hizmet vermektedir.Müzede, kök boyalarla dokunmuş geleneksel Anadolu motiflerine sahip asırlık eserler sergilenirken, Güneykışla köyüne ait 200 yıllık orijinal bir Çankırı kilimi de öne çıkmaktadır. Ziyaretçiler sergiyi gezerken, usta öğretici ve kadın kursiyerlerin tezgahlarda geleneksel yöntemlerle yaptıkları canlı kilim dokuma çalışmalarınıda yakından izleyebilirler.
Sultan Süleyman Camii (Ulu Camii)
16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle inşa edilen Sultan Süleyman Camii, Osmanlı klasik mimarisinin örneğidir.. Mimar Sinan döneminde, onun kalfalarından Sadık Kalfa tarafından inşa edilen bu taş şaheser, kare planlı ulu cami geleneğinin anıtsal bir örneğidir. Dört yarım kubbeyle desteklenen devasa ana kubbesiyle içeride kusursuz bir akustik sunan yapı, asırlık hat sanatı ve ahşap işçiliğiyle bezenmiştir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde de övgüyle bahsettiği bu asırlık miras, Çankırı’nın canlı tarih tanığı olarak zamana meydan okumaya devam etmektedir.
Çankırı İmaret (Kasımiye) Camii
Candaroğlu Kasım Bey tarafından 1397 yılında inşa edilen İmaret Camii'nin minaresi, 1983 yılında aslına uygun olarak onarılmıştır. Dikdörtgen planlı yapı, Osmanlı klasik dönemindeki devasa taş camilerin aksine, gösterişten uzak ve son derece sade bir beylik dönemi mimarisine sahiptir. İlk inşa edildiğinde medrese, hamam, kervansaray, kütüphane ve bedestenden oluşan büyük bir külliyenin parçası olan bu eserden, günümüze sadece cami ve haziresi ulaşabilmiştir. Giriş kapısında tarihi bir kitabe barındıran mabedin batı tarafında ise Osmanlı döneminin önemli şahsiyetlerinin yattığı küçük bir mezarlık yer almaktadır.
Taş Mescit (Cemaleddin Ferruh Darülhadisi)
Çankırı Taş Mescit, Anadolu Selçuklu Devleti döneminden günümüze ulaşan, mimarisi ve tıp tarihi açısından şehrin en önemli sembol yapılarından biridir. Kitabesinden edinilen bilgilere göre yapı, 1235 yılında Selçuklu Atabeyi Cemaleddin Ferruh tarafından inşa ettirilmiştir. Aslında burası sadece bir mescit değil; bir şifahane (hastane) ve buna bağlı bir mülhane (eczane) olarak büyük bir külliye şeklinde tasarlanmıştır. Ancak zaman içinde şifahane kısmı tamamen yok olmuş, günümüze yalnızca mescit bölümü ve inşa ettiren Cemaleddin Ferruh’un türbesi ulaşabilmiştir. Anadolu'nun en eski şifahanelerinden biri olması, yapıyı dünya tıp tarihi açısından çok kıymetli kılmaktadır.
Yapının dünya çapında tanınmasını sağlayan en önemli özelliği, üzerinde bulunan birbirine dolanmış iki yılan figürlü taş kabartmadır. Bu tarihi kabartma, günümüzde tüm dünyada kullanılan "Tıp ve Eczacılık Sembolü"nün temelini oluşturmaktadır. Eserin orijinal parçası koruma altına alınarak Çankırı Müzesi'ne taşınmış, mescitte ise bir replikası yer almaktadır. Mimari açıdan tamamen kesme taştan inşa edilen Taş Mescit, Selçuklu dönemi taş işçiliğinin ve geometrik kapı süslemelerinin (portal) en zarif örneklerini sergiler.
Çankırı Mutfağı
Çankırı’nın asırlık tarihini tamamlayan kuşkusuz şehrin tescilli tatlarla bezeli zengin mutfak kültürüdür. Bu kadim mutfak kültürünü şehir merkezinde en samimi haliyle yaşatan yerlerin başında ise asırlık esnaf lokantası geleneğinin simgesi olan Derya Lokantası (Sefer Usta’nın Yeri) gelir. Çarşının içinde, salaş ve sıcak atmosferiyle hizmet veren bu küçük lezzet durağı, yolu Çankırı’ya düşen herkesin uğrak noktasıdır.
Çankırı mutfağının en ünlü yemeği coğrafi işaretli sarımsaklı eti, yanında tereyağlı pilavı ve kiremitte ağır ağır pişen meşhur kuru fasulyesi ile Derya Lokantasında bu tatları denemek için mutlaka konuk olun.
Çankırı Yaren Kültürü
Yaren Kültürü: Kökleri Oğuz boylarına kadar uzanan bu gelenek, UNESCO’nun Dünyanın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alır. Genellikle kış aylarında düzenlenen "Yaren Geceleri", katı kuralları ve hiyerarşisi olan bir tören disipliniyle gerçekleştirilir.
Kapını açık tut sofrana gelene,
gözünü kapalı tut ayıpları görene.
![]() |
| BELEDİYENİN ÇANKIRI BROŞÜRÜ |





